« Blog «

HEPİMİZE YETECEK KADAR YİYECEK VAR!

Katkısız, doğal, organik, ev yapımı, geleneksel… Her gün gıda endüstrisinin biraz daha çok kullanmaya başladığı kelimeler. Çünkü yediklerimiz hormonlarımız başta olmak üzere bütün sağlığımızı ve hatta psikolojimizi bile etkiliyor. Artık daha çok içerik okumak ve ne yediğimizi bilmek istiyoruz.

Bu resim için metin sağlanmadı

Peki, katkı maddeleri ve endüstriyel gıda üretimi dediğimizde sadece bize zarar veren ve besin değeri yüksek olmayan yiyecekleri mi anlamalıyız? Gıda mühendisliğinin büyük firmalara para kazandıran ve aslında mühendislik veya bilim olmayan bir prensipten çıktığını mı savunmalıyız?

Yazının geri kalanında buna siz karar verin.

Elimizde yumurta, un, yağ ve şeker olsun. Bu bileşenlerden güzel bir kek yapacak olalım. 5 kişi yiyebilsin ve tadı da doyurucu olsun. Fakat bu 5 kişi gün geçtikçe artsın ve bizim malzemelerimiz sınırlı olsun. Ne yapabiliriz? Mesela yumurtayı azaltabiliriz, fakat kek eskisi gibi kabarmayacaktır. Yağı azaltabiliriz, bu kez de tadı yeterince iyi olmayacak veya kek yapışmaya başlayacaktır. Peki ya yumurta ve yağın içindeki bileşenlerin esas fonksiyonlarını anlayıp o bileşenleri ayırarak kullanırsak? Örneğin yağdaki asitlerden emülgatörleri elde edip binde 5 veya yüzde 1 gibi düşük dozajlarda kullandığımızda yumurtayı reçeteden çıkarabiliyoruz. Bunun ne kadar büyük bir tasarruf olduğunu hayal edin. Aynı görüntüde ve tatta keki daha az malzeme ile yapabiliyorsunuz, hem de kaynak kullanımını epey azaltarak. Diğer bütün mühendisliklerde de olduğu gibi gıdanın mühendisliği de daha az kaynakla daha çok üretimi sağlıyor.

Bu resim için metin sağlanmadı

Peki ya katkı maddelerinin zararları? İşte burada büyük bir bilgi kirliliği var. Tüketiciler aldıkları her paketli gıdanın içeriğini okumalı fakat hepsinin sentetik – yani doğada bulunmayan bir kaynaktan geldiğini düşünmeden. Çünkü diğer yazılarımızda da anlattığımız üzere kıvam arttırıcı ve emülgatör olarak gıdalara giren malzemelerin büyük çoğunluğu yağlardan, meyve kabuklarından, liflerden elde ediliyor.

Artık markette organik reyonlarının büyüdüğünü görüyoruz. Gıda bilimi ve teknolojisi ilerledikçe, bu ürünlere talebin artışıyla da bu ürünlerin daha ulaşılabilir ve daha ucuz olduğunu göreceğiz. Bunun yanında günümüzün en büyük problemlerinden olan gıda israfını da yine bilimi kullanarak önleyebiliriz. Talebimiz daha ucuza ve daha çok gıda tüketmek yerine daha sağlıklı girdilerle üretilen daha ulaşılabilir ürünler olmalı. Gıda bilimi bunu yapma gücüne sahip. Böylece açlık ve obezite sorunlarının aynı zamanda nasıl birlikte yaşandığına hayret etmeyiz. Çünkü hepimize yetecek kadar yiyecek var!

Bu resim için metin sağlanmadı